Tarihayrıca News & Events

Bir Derbiden Daha Fazlası: Sevilla vs Real Betis, El Gran Derbi

Sevilla’da yaşayanlar bu derbiye “El Gran Derbi” demiyor. Kendini ikiye ayırmayı hep sevmiş bir şehir, ve o şehirden çıkan futbol rekabeti.

Sevilla ve Real Betis, El Gran DerbiEl Gran Derbi

Yazıya başlamadan önce belirtmek isterim ki, bu derbiye Sevilla’da yaşayanlar Gran Derbi diye hitap etmiyorlar. El Gran Derbi sözü son zamanlarda La Liga tarafından, derbiyi biraz daha parlatmak amacıyla ortaya konulmuş bir PR hareketi. Yine de bu söylem yavaş da olsa yerleşmeye başlıyor diyebiliriz.

Şimdi, Endülüs’ün başkenti Sevilla’nın kırmızı ve yeşil renklerine odaklanıp, bu tarihi derbiyi tam anlamıyla anlamaya çalışalım.

Derbinin Tarihi: Sevilla FC ve Real Betis Derbisinin Kökeni Nedir?

Derbinin kökeninden önce kısaca Sevilla şehrinin insanlarından bahsetmek gerekir. Bu kısa giriş, derbinin ateşinin neden bu kadar yüksek olduğunu anlamamıza biraz da olsa katkıda bulunacaktır diye düşünüyorum.

Tutku ve Ayrılık Şehri Sevilla

Sevilla, şehir olarak ikiye ayrılmayı sever. Futbol henüz İspanyol topraklarına girmemişken bile, bu şehir ünlü iki matador olan Joselito ve Juan Belmonte üzerinden ikiye ayrılmayı başarmış ve kendisine özgü bir ezeli rekabet başlatmıştı.

Şehrin en ünlü iki Bakire Meryem ikonu konusunda da Esperanza de Triana ve Esperanza Macarena olarak ikiye ayrılmışlardır. Şehrin yarısı Macarena’daki ikonun tarafında, diğer yarısı ise Triana’nın tarafındadır. Tıpkı takım tutar gibi bu ikonları desteklerler.

Sevillalılar, ünlü festivalleri Feria de Sevilla’yı sevenler ve şehrin en şaşalı günlerine kavuştuğu paskalya haftasını sevenler olarak da ikiye ayrılır. Kimisi Feria’ya biraz mecburiyetle, kısmen de olsa mahalle ve arkadaş baskısı ve alışkanlıklar sebebiyle giderken, kimisi de aynı hisleri Semana Santa için besler. Yine de hangisine giderlerse gitsinler, birleştikleri tek nokta vardır: erkekler için takım elbise ve kadınlar için kıyafet.

Bu radikal ayrımları görünce, şehir insanının ne kadar tutkulu olduğunu ve bu tutkuyu ne kadar özümseyerek yansıttıklarını rahatlıkla anlayabiliriz. Bu Akdeniz insanına mahsus tutku, tabii ki futbolda da kendini gösteriyor ve şehrin en büyük iki takımı etrafında gelişiyor.

Sevilla FC ve Real Betis Takımlarının Kuruluş Hikâyeleri

Sevilla Kuruluş Hikâyesi

Futbol Endülüs bölgesine çok çok erken tarihlerde geldi. 1873 yılında bölgedeki bakır madenlerini işletmek için gelen İngiliz şirketinde çalışanlar Club Inglés Bella Vista’yı 1878 yılında kurdular. Bu, İspanya’da bilinen ilk gayriresmî futbol kulübü olarak geçiyor. İspanya’nın ilk resmî futbol kulübü ise 1889 yılında kurulan ve Sevilla’ya 90 km uzaklıkta bulunan Huelva şehrindeki Recreativo Huelva oluyor. Recreativo Huelva’nın kuruluşundan 1 yıl kadar sonra, 1890 yılında Sevilla FC kuruluyor. Nitekim bu iki kulüp, İspanyol futbolunun da ilk resmî maçını kendi aralarında yapıyorlar. Bu maçı Sevilla 2-0 kazanmıştır.

Bazı kaynaklar Sevilla FC’nin kuruluşunu 1905 olarak da görmektedir ancak Sevilla futbol kulübü kendi kuruluşunu 1890 olarak gösteriyor. Kulübün kuruluşunda İskoç ve İngilizler de bulunduğu için kulüp “Sevilla FC” adını alıyor. Bu “FC” ibaresi gelecekte Sevilla’yı Betis’ten ayıran en büyük ve ilk sebeplerden biri olarak karşımıza çıkacak.

Real Betis Kuruluş Hikâyesi

Real Betis takımının kuruluş hikâyesi ise bizi aslında rekabetin tam kaynağına götürmekte. Rivayete göre öncelikle “Sevilla Football Club” bünyesinden ayrılan bazı gençler “Sevilla Balompié” adlı kulübü kuruyorlar. Balompié, İspanyolca “football”un doğrudan çevirisidir. Bu gençler “FC” ile ilişkilenmek istemedikleri için Sevilla Balompié takımını kuruyorlar ve Sevilla FC ile rekabetleri başlıyor. Sevilla Balompié’nin renkleri mavi-beyaz ve bunun Glasgow’dan geldiği de biliniyor.

Yine başka bir rivayete göre Sevilla FC takımı Sevilla Balompié takımı ile 1909 yılında bir maç yapıyor ve bu maçı kaybediyor. Bu kaybedilen maçın ardından Sevilla FC takımı kulüp olarak bir karar alıyor. Bu alınan karara göre, artık Sevilla FC’de alt sınıftan gelen futbolcuların oynamasına izin verilmeyeceği, Sevilla’nın kırmızı renginin ancak onu hak edenler tarafından giyileceği belirtiliyor. Bir nevi yenilginin faturası takımdaki alt sınıf futbolculara kesilmiş oluyor. Bu karara karşı çıkan yönetim kademesinden Eladio García de la Borbolla önderliğindeki bir grup kişi, Sevilla FC’den ayrılarak Betis FC adlı takımı kuruyor. Betis ismini, şehrin ortasından geçen ve Sevilla ile özdeşleşmiş olan Guadalquivir nehrinin Roma dönemindeki isminden alıyorlar.

Son kertede Sevilla şehrinde Sevilla FC, Sevilla Balompié ve Betis FC adında üç adet kulüp bulunuyor. Tarihler 1914 yılını gösterdiğinde ise Sevilla Balompié ve Betis FC birleşme kararı alarak, Betis Balompié takımını kurarak yeşil-beyaz renkleriyle resmî olarak tarih sahnesinde yerini alıyor. Kuruluşunun hemen ardından Alfonso XIII tarafından “Real” unvanı da alan kulüp, Real Betis Balompié adına kavuşuyor ve günümüze kadar uzanıyor.

Sevilla ve Real Betis arasındaki ilk maç, kaynaklara göre Sevilla’nın 4-3’lük galibiyeti ile bitiyor. Ancak Sevilla FC ile Real Betis arasında oynanan ilk resmî maç La Liga’nın 1928-1929 sezonunda oynanıyor ve Real Betis’in 3-0’lık galibiyeti ile sonuçlanıyor. Bu sezon oynanan ikinci maçı da yine Real Betis 2-1 kazanıyor.

Sevilla FC ve Real Betis Arasındaki Farklar

Erken Dönem Sevilla FC vs Real Betis Rekabetinin Kökeni

Sevilla ile Betis arasındaki derbi, dünyadaki birçok derbideki gibi sadece bir maçtan fazlası. Başlangıçta bir sınıf ayrımı olarak başlayan bu derbi yıllar geçtikçe daha farklı yönlere savrulduğu da oluyor.

Dünyadaki derbileri analiz ettiğimizde birçoğunda görülen büyük takım-küçük takım ayrımı bu derbi için pek de söz konusu değildi. Ta ki Sevilla’nın 2000’li yılların ilk yarısından itibaren Avrupa futbolunu, özellikle UEFA Kupası’nı domine etmesine kadar. Yine de bu iki takım arasındaki rekabet futbol statüsünden daha çok kimlik, öz imaj ve şehir gururu gibi olgularda görülüyor.

Sevilla FC kurulduğu günden bu yana, stadyumunu da içinde bulunduran Nervión adlı semtle eşleştirilmiştir. Nervión semtinin o dönemlerde daha çok üst sınıfın yaşadığı bir semt olması ve Sevilla kulübünün ilk yönetim kurulunda bulunan kişilerin şehrin kaymak tabakasından geliyor olmaları nedeniyle, Sevilla FC hep burjuvazi ile birlikte anılmıştır.

Betis kulübünün kuruluş aşamasında önemli rol oynayan Triana adlı semt ise daha çok işçi sınıfının ve ezilen kesimi temsil ettiğinden Real Betis de işçi sınıfı ile özdeşleşmiştir. Betis bu yüzden daha çok halkın takımı olarak görünmüştür. Real Betis’in stadyumunun bulunduğu Heliópolis bölgesi de yine eskiden daha alt tabaka ve işçi sınıfının yaşadığı yer olmuştur.

Ancak günümüzde bakıldığında hem Nervión hem de Heliópolis semtleri gayet üst sınıftan insanların yaşadığı semtlere dönüşmüştür diyebiliriz. Hatta Heliópolis semti şu sıralar Nervión semtinden de daha elit kesimin yaşadığı bir yerdir.

İki takım arasındaki rekabetin kökenlerine baktığımızda bu tarz bir sınıf ayrımını görsek bile günümüzde böyle bir ayrımdan bahsedemeyiz. İki takımı da her sınıftan ve her kesimden taraftar desteklemektedir.

Postmodern Dönemde Sevilla FC ve Real Betis Rekabeti

Günümüzde Sevilla FC kulübü (son yılları saymazsak) daha organize, başarı odaklı, ciddi ve hırslı bir kimliğe sahip görünür ve taraftar kitlesi bu kimlikle övünür. Başarının ödüllendirildiği ve başarısızlığın yerildiği bir takım hüviyetindedir. Nitekim arka arkaya kazandıkları UEFA kupaları, takımın Avrupa kupalarındaki başarıları ve La Liga’daki istikrarlı görüntüsü de bu felsefe ile uyumludur. Sevilla taraftarları hep kazanmak ister, kazanan bir takım görmek isterler. Bunu da kendileriyle eşleştirirler.

Diğer yandan Real Betis taraftarları daha çok “yenilsen de yensen de” kafasında, başarıyı değil takıma olan aidiyeti ön plana çıkaran bir yapıya sahip ve kulüp taraftarları da bu yapı ile övünmektedir. Nitekim “¡Viva el Betis manque pierda!” (“Kaybetse de yaşasın Betis”) sloganı da bunu göstermektedir. Sevilla taraftarları “manque pierda” kafa yapısı ile dalga geçerler, “Tam olarak da bu yüzden başarılı olamıyorlar” derler. Ama Betis taraftarları için bunun bir önemi yoktur. Önemli olan takımın yanında olmaktır.

Bu iki ayrım aslında bize bu iki takımın taraftarlarının övündükleri yapıları da gösteriyor. Kişisel düşüncem, iki kulüp de aslında aynı duyguları farklı şekillerde ifade ediyorlar.

Betis taraftarı Endülüs bölgesinin duygusallığını takımlarına olan bağlılık, her zaman her yerde takımın yanında olma, yenilse dahi aşkından vazgeçmeme gibi söylemlerle ifade ederken; Sevilla taraftarları Endülüs insanının duygusallığını takıma sonsuz sevgi ve sonsuz saygı ile gösteriyor. Bu saygı, duygusal şiddeti hayli yüksek bir saygı olduğu için takımın kaybetmesi, alt sıralarda olması gibi olgular kabul edilemez görülüyor.

Sonuç olarak iki ekibin taraftarları da kendi duygusallığını farklı şekillerde ifade ediyor.

Real Betis - Sevilla derbisi, tribünden

Sevilla FC ve Real Betis Rekabetinin Siyasi Yönü

Günümüzde iki takımın rekabetinin başlangıcına baktığımızda Real Betis takımının takım olarak sol görüşe, Sevilla FC’nin ise sağ görüşe yakın olmasını bekleriz. Futbol bize bunu böyle öğretmiştir. Ancak burada biraz ezber bozan bir durum söz konusu.

Real Betis ultra grubu Gol Sur, grup olarak sağ ve konservatif eğilimli olarak bilinmektedir. Hatta bazı maçlarda faşist tezahüratların yükseldiği de duyulmuştur. Bunun en yakın örneği 2025 yılındaki Celta Vigo maçına giden deplasman taraftarları tarafından yapılan Nazi işareti ve Cara al Sol adlı şarkının söylenmesi olayı gösterilebilir. Her ne kadar bu hareketi sadece ufak marjinal bir grup yapmış olsa bile, Betis ultraları, İspanyol ultra grupları arasında sağ görüşlü olmalarıyla bilinirler ve birçok sol ultra grup tarafından faşizanlıkla suçlanırlar.

Öte yandan Sevilla FC taraftar grubu olan Biris Norte ise genel olarak sol görüşlü, antifaşist ve devrimci bir tribün grubudur. İspanyol tribünleri arasında sol görüşlü tribünlerle yakındırlar ve bunu göstermekten de çekinmezler. Ülkenin en sol görüşlü taraftar gruplarından Bukaneros ile çok yakın bir ilişkileri de bulunmaktadır.

Tabii bu bahsettiğimiz profiller, bu iki takımın ultra gruplarını kapsamaktadır. Bu ultra grupları içerisinde farklı görüşten insanlar olduğu gibi iki takımın taraftarları arasında da hem sol hem de sağ görüşlü insanlar çokça bulunmaktadır.

İki takımın taraftarları arasında da sağ, sol, üst sınıf, işçi sınıfı, göçmen ve hatta kraliyet soyundan gelen insanlar bulunur. Bu, Sevilla şehrinin çeşitliliğini gösterdiği gibi, bu derbinin de aslında bir noktada köklerinde bulunan rekabetten çıkıp farklı bir yere evrildiğini de bize gösteriyor. Bu iki takımın da taraftarlarını genellemek, günümüz konjonktüründe pek mümkün değildir.

Sevilla FC – Real Betis Derbisinin Karanlık Anları

Gelelim bu derbinin en cafcaflı hikâyelerine. Her derbi hikâyesinde olduğu gibi Sevilla FC ve Real Betis derbisinde de birçok ilginç, korkutucu ve bazen karanlık olay yaşandı. Çünkü hepimiz biliyoruz ki futbol asla sadece futbol değil ve sadece sahada oynanıp bitmiyor. Gelin birlikte bu derbinin karanlık anlarına bakalım.

2007 Botellazo Olayı ve Büstlü Derbi

2007 yılında Real Betis’in stadyumunda bir derbi oynanacaktır. Sevilla’nın ünlü başkanı José María del Nido, girmesinin yasak olduğu söylenmesine rağmen Betis stadına maçı izlemeye gider. Tabii ki hoş karşılanmaz ancak yine de VIP bölümünde yerini alır. Yalnız kendisini bir sürpriz beklemektedir çünkü oturduğu koltuğun hemen arkasına, dönemin Betis başkanı olan ve stadyumda ismi bulunan Manuel Ruiz de Lopera’nın bir büstü konur. Bu büst öyle akıllıca yerleştirilmiştir ki, yayıncı kuruluş VIP boksunu her gösterdiğinde, Sevilla başkanının arkasında Betis başkanının heykeli durmaktadır.

Tabii ki del Nido bu olaya kayıtsız kalmaz. VIP bölümünde itişmeler ve tartışmalar yaşanır. Del Nido, Lopera’nın yeğeniyle kavgaya tutuşur. Hatta homofobik hakaretlerin edildiği ve küfürlerin havada uçuştuğu da bilinmektedir. Burada belirtmem gerekir ki bu iki başkan da oldukça başarılı ancak bir o kadar da egoist insanlardır. Del Nido, art arda alınan Avrupa kupalarının ardından “Şu anda Sevilla’da Papa’dan sonraki en önemli insan” olduğunu belirtecek kadar iddialı bir adamdır. Öte yandan Lopera da Real Betis’in stadyumuna kendi ismini koyabilecek kadar iddialı birisidir. Bu ikili başkanlıkları döneminde gayet başarılı olmuşlardır ancak birbirleriyle de sürekli olarak didişmişlerdir. Lopera’nın del Nido’nun adını anmadığı, ona ikinci soyismi ile hitap ettiği de bilinmektedir.

İspanya futboluna damga vuran bu büst krizi, aslında 2007 yılının şubat ayında yaşanacak bir dizi olayın ilk halkasıdır.

Bu maçı Sevilla kazanır. Bunun üzerine stadyumdan ayrılan Sevilla başkanı del Nido, bu galibiyeti tabii ki göstere göstere kutlar. Bu maçın ardından, iki hafta sonra başka bir Sevilla derbisi olur ve bu sefer ekipler Copa del Rey maçında Real Betis’in stadyumunda (o zamanki adıyla Lopera Stadyumu) karşı karşıya gelir. Maçın ilk yarısında Kanouté’nin golünün sevincini yaşayan Sevilla yedek kulübesine tribünden bir şişe atılır. Bu şişe Sevilla teknik direktörü Juande Ramos’a isabet eder. Şişe plastiktir ancak şişenin içi su doludur. Hatta bu su buz tutmuştur. Buz dolu plastik şişe ensesine isabet eden Ramos baygınlık geçirir ve hastaneye kaldırılır. Maç ertelenir.

Sevilla taraftarları bunu barbarlık olarak lanse ederken, Betis taraftarları Ramos’un olayı abarttığını, aslında o kadar büyütülecek bir şey olmadığını iddia ederler.

Bu yıl önemli bir yıldır çünkü ilerleyen dönemde Sevilla futbolcusu Antonio Puerta hayatını kaybeder. Puerta’nın cenazesine Betis taraftarları da katılır. Bu cenaze şehrin iki takımını belki ilk defa, geçici olarak da olsa, bir araya getirir.

Sevilla FC – Real Betis Derbisinden Bazı Olaylar

Bu derbide yaşanmış bazı olayları sizler için sıraladım. Eksikler kesinlikle vardır ancak bir çırpıda bulabildiklerimiz şimdilik bunlar.

  • 1918 yılındaki bu iki takım arasındaki derbide Sevilla futbolcusu Manuel Pérez bir Betis taraftarı tarafından bıçaklandı.
  • 2000 yılında bir derbi sırasında Betis kalecisi Toni Prats, sahaya giren bir taraftarın saldırısına uğradı. Saldıran kişi çakmakla saldırdığı için bu olay çakmak vakası olarak da bilinir.
  • 2022 yılındaki derbiden önce Betis taraftarları, öldürdükleri tavşana Sevilla forması giydirdiler ve köprüye astılar.
  • 2022 yılındaki derbide Sevilla oyuncusu Joan Jordán’ın kafasına tribünden atılan bir PVC boru isabet etti.
  • Şehirde bu derbi oynandığı günler, ayaklı uzun bar taburelerinin stadyum çevresindeki barlarda dışarıda tutulması yasaklanıyor.

Önemli Sayılar

  • Bu iki takım toplamda 145 defa karşı karşıya geldiler. 66 maçı Sevilla, 42 maçı Betis kazandı. 37 maç ise berabere bitti.
  • Jesús Navas, en çok Sevilla - Betis derbisinde forma giyen Sevillalı oyuncu konumunda. Real Betis tarafında ise bu rekor takımın efsanesi Joaquín’e ait.
  • İki takım arasındaki en gollü maç 6 Ocak 2018’de oynandı. Ramón Sánchez-Pizjuán stadyumunda oynanan maçı Real Betis 5-3 kazandı.
  • Real Betis, Sevilla’nın bugünkü stadyumunun açılış maçında, 1958 yılında Sevilla’yı 4-2 yendi. Bu konu hâlâ Betis taraftarları arasında alay konusudur.

Ziyaret Etmek İsteyenler İçin Sevilla FC – Real Betis Derbisi

Bu derbiye gitmek istiyorsanız dikkatli olmanız gerekmektedir kesinlikle. Tansiyon tüm şehir genelinde yüksektir. Her yerde görünen polislerin direktiflerine riayet etmeniz gerekir. Bunlar zaten bilinen ayrıntılar.

Sevilla - Betis derbisinde tribün

Derbi günü iki takımın da stadyumlarının etrafı en büyük eğlence yerleridir. Buralarda karşı takımın forması ya da ürünü ile dolaşmamak, hatta mümkünse karşı takımın renginde kıyafet dahi giymemek gerekir. Eğer bu iki kulüpten birinin taraftarı olan bir tanıdığınız varsa, en güzeli onlara takılmak ve maçın ve atmosferin doğal akışına kendinizi kaptırmak olacaktır.

Sevillalı insanlar genel manasıyla sakin, yavaş yaşayan ve eğlenmeyi seven insanlardır. Bu yüzden eğer bu derbiyi görme imkânı olan birisine verilecek en iyi tavsiye, akışına bırakmak ve eğlenmek olur.

İlgili yazılar